Wednesday, July 13, 2011

mektup arkadaşları iyidir!!

Tüm olan biteni başlatan "kahramanımız" işte burda.İsmi Mary.Gözlüklü,datlu,içe kapanık bir kız.Tesadüfen bulduğu bir adrese mektup yollar ve kendine mektup arkadaşı edinmiş olur.



İşte bu bey de Mary mektup arkadaşı Max.44 yaşında olan Max, çok yalnız ve psikolojik sorunları olan bir adamdır.Mary'nin mektubuna cevap vermesiyle bambaşka bir süreç başlar her ikisi içinde.



Maryciğin alkolik annesi.Düğmesi kopan paltoları, mandalla tutturacak kadar sivri kafa ve işbilmezdir.





Ahahahahahaha.Bu da Mary'nin horozu.Biraz şaşkoloz:)





Bu yollardan geçerek film haline gelmiş bulunmakta.


Konusu şahane içeriklere sahip değil ama diyaloglar , karakterlerin halleri izlenmelik şahsen...


Film adı: Mary and Max










Monday, July 4, 2011

yaniiii

Şu sakallar için, şu bakışlar için goştum sinemaya gitttim, gitttim mi? İlk etapta gitmedim lakin sıkıldığım bir an klimali,düdük gibi bir sinema salonun da buldum kendimi.Hangover 2, güldürdü falan filan da olayı cin bir fikirle bağlayacaklarını biliyor olmak " ee yani" dedirtiyor sadece. işin aslı ilk filme nazaran çok az gülmek , maymunlu sahnelerde eğlenmek dışında pek de "espri yok" işte diyerek geçeyim ben.

Bu sefer yukarıda ki kızcağızın eş adayının başı dertte.Gelinin kardeşi de ortalarda yok hem de.Üstelik kızın babası "damattan" hiç hoşlanmıyor. Bovvvv


Gelinin kardeşi işte.Çok başarılı ,datlu bir çocuk.Şu ikisinin yıldızı hiç barışmadığı için ortaya çıkan halllere ben güldüm bazen:)


Ahhh.."yine oldu" dedikleri oda burası.Yine gece olan biteni hatırlamıyorlar ve parçaları birleştirmek için bir o yana bir bu yana koşuyorlar işte.Amannn ....

Sunday, July 3, 2011

kahraman olunmaz , doğulur

İşte bahsi geçen kahramanımız "Rango" fotoda ki kertenkeledir.Talihsiz bir kaza sonucu çölde bulur kendini.


Çölde susuzluk başa bela lakin bir de yırtıcılar var.Rangonun kaçış yöntemleri güldürdü,düşündürdü!:))Foto da kaçıyor,korkuyor ama sonrasında o kuş sayesinde "kahramanlığa" doğru bir yükseliş gösterecek.


Bu da filmimizin kötü adamı.Kasabanın Başkanı.
Rango ,kahraman ilan edildi ve susuzluk çeken kasabanın şerifi oldu.Yapacağı iş belli : ortadan kaybolan suyun akibetini çözmek.Su üzerinden dönen oyunlarda bu kötü adamın payı olabilir mi????


İşte sevgili "fasulye" kızımız.Filmimiz de aşk da olmalı elbettte.



Sevgili kuşlar ise ara ara ortaya çıkıp gitar tınıları eşliğinde Rangodan bahsederler.Eğlenceli bölümlerde onlarında payı var:)

Çeşitli koşturmalar,kaçmalar,kovalamalar sonucu filmimiz bir sona bağlanıyor.Güldüm,eğlendim Rango'da.Ama bazı sahneler olmasa da olurmuş.İşte böyle:)
Müzikler çok şahane ,Hans Zimmer'e ait olduğu için mi acaba...Johnny Deep'de Rango 'yu seslendirirken çok eğlenmişdir herhalde.

Saturday, October 30, 2010

hergünbirfilm11: Ratatouille





Harika yemek yapıyor,farklı lezzetleri biraraya getirmede usta lakin o bir "fare".İyi ve kötü insanların olduğu dünyada yemek yapmaya nasıl devam edebilir ki?????İyilerin saçından tutarak,kötülerden saklanarak olur herhalde..Animasyonların en tatlısı:)





Sunday, October 24, 2010

en iyi on sinema salonu

Hürriyet gazetesinin cuma eki tarafından oluşturulan jüri "en iyi 10 sinema salonu"nu seçmiş.Liste şahane.1 numarada Kanyon Cinebonus var.Benim favorilerim g-mall ve city's city lifedır.Ayrıca Cevahir Megaplex ve Astoria Cinebonus da eklenebilirmiş listeye.Pekiiii hangi salonlar var listede?:

1) Kanyon Cinebonus
2) G-Mall Cinebonus
3) City’s City Life
4) Atlas Sineması
5) İstinye Park AFM
6) Beyoğlu sineması
7) Profilo AFM
8) Büyülü Fener/Ankara
9) Forum Bornova AFM/İzmir
10) Suadiye Movieplex

Salonlar hakkında bilgi almak için ,http://www.hurriyet.com.tr/cuma2010/16102707.asp

cevap:prensesin uykusu




Kader Değiştirilebilir mi? bu soruya uzun zamandır cevap aranıyordu.Bir reklam kampanyası başlatılmıştı yeni tanışacağımız bir "şey" için.Ne olduğuna el birliğiyle karar verilmeye çalışıldı.Benim cevabım film ve kitap arasında gel git yaşadı.Ve mutlu sona ulaştık nihayet.Kader değiştirilebilir mi? başlıklı reklam kampanyası, Çağan Irmak'ın son çektiği film "Prensesin Uykusu" için yapılmış.Hayırlı uğurlu olsun:) Film 19 Kasım'da sinemalarda.

Saturday, October 23, 2010

tv'de ilk kez kuşağı

25 Ekim Pazartesi: The Lake House.2006 yılında çekilen film pazartesi günü star tv'de izlenebilir saat 20.00'de.Keanu Reeves,Sandra Bullock ikilisi yine bir arada.Müthiş bir göl evinin önünde geçen sahnelere ise doyum olmaz gerçekten.





24 Ekim Pazar:King Kong.Peter Jackson'nın elinde daha da şahane olmuş haliyle star tv'de 20.00'de "tv'de ilk kez" izleyebilirsiniz.








23 Ekim Cumartesi:Çevirmen(The Interpreter).2005 yapımı olan film "tv'de ilk kez kuşağı"nın ilk filmi.Nicole Kidman,Sean Penn oyunculardan,yönetmen ise Sydney Pollack.Bu açıdan ilgi çekici olan film,içeriği açısından da ilgiyi fazlasıyla çekmekte.Nicolecüğüm ,birleşmiş milletlerde çevirmenlik yapmaktadır.Tesadüfen bir devlet adamına suikast yapılacağını duyar ve film tam anlamıyla o andan itibaren başlar.Saat 21.15 'de Tv 8 de filmi izleyebilirsiniz.Ayrıca filmin dvd'sinde alternatif bir son bulunmakta.Bana göre mevcut olan olan sondan çok daha etkili olmuştur.Merak edenlere duyurulur.




















Saturday, October 16, 2010

pera film

Kız Arkadaşımın Erkek Arkadaşı



"Temelde, söylemiyorum ben, gösteriyorum. Hareket eden ve konuşan insanlar gösteriyorum. Bu yapmayı bildiğim tek şey, ama esas mesajım da burada yatıyor", der Eric Rohmer. Ocak 2010'da vefat eden yönetmen Eric Rohmer anısına Pera Müzesinde filmlerinden seçkiler gösterilecek.Filmler 19-31 Ekim tarihlerinde seyre açılacak ve ne şahane olacak.

Seçkiden zaman-vakit olgusu açısından 23 Ekim Cumartesi günü gösterilecek olan "Kız Arkadaşımın Erkek Arkadaşı" filmini seçtim.Haftaya cumartesi iple çekilecek o zaman....

Diğer filmlerin listesine şurdan ulaşabilirsiniz: http://www.peramuzesi.org.tr/images/eric/ericrohmer-program.pdf

Filmler 5 tl ücret karşılığında izlenebilir buarada.

yine yeniden



Avatar filmi dün yeniden vizyona girdi.Eklenmiş sahnelerle birlikte daha uzun seyir süresine sahip olan film 3d li olarak izlenebilir.8 dakikalık ilavede,yeni yaratıklar,yeni mekanlar ilgimizi çekecek olanlardanmış.

Friday, October 15, 2010

günler nasıl geçti?????oooo lalalala



Pazartesi: "bugün sinema için ne yaptın?" sorusuna malesef "hiçbir şey" diyerek cevap veriyorum.Ders programımım yoğunluğu,ıvır-zıvır koşturmalar haftaya film izlemeden başlamama sebep oldu.Ama aklımdan bir sürü film geçirdim tabi:):).Arkadaşlarıma çeşitli filmleri anlatarak günü tamamladım.

Salı:Bugün "Frida" filmini yeniden izledim.İlhamımı ve gazı aldım hayata geri döndüm.Frida Kahlo,yaşadığı en acı olaylara rağmen "hayata tutun" sinyallerini alıcılarıma yerleştirdi bir kez daha.

Çarşmaba: "Aman Tanrım!!!!!! Ne yaptım ben" dedirten bir film daha eklendi film defterime.Aşkın ikinci yarısı filmi çok büyük olmasa da yine de umut dolu gittiğim bir filmdi.Lakin yüzeysel yüzeysel geçilen hikaye zamanımda ve ben de bir boşluğa sebep oldu.Biraz ondan biraz bundan denmişcesine çok çeşitli girişler var filmde.Ama ne anlatıldı ne oldu ?????Film o kadar yalındı ki buna rağmen bir şey anlamama durumum belki de benim anlayışsızlığımdandır!!!!!!!

Perşembe:Gün içinde yağmur sayesinde yollarda su balesi yaptıktan sonra akşam "altın portal" izlemek için ekran başına geçildi.Gece de sunucu hallerini pek beğenmedim.Jürinin birilerine laf sokmasını haklı ama o alanda gereksiz buldum.Sokulan laflar yerine ulaşmıyor ne yazık ki hiç bir zaman.Sahnede ki ışıklandırma içimi kararttı en koyusundan.Başka müzisyen yokmuş gibi her organizasyona hüsnü şenlendirici gitmesinden de fenalar geldi artık.Yani şahsen ödüller için yarışan filmler şahane de ödül töreni olmasa da olurdu.

Cuma:Geçen hafta cuma günü kılpayı ,şanseseri "mutluyum devam et" filmine bilet buldum.Filmekiminin kapanışını müthiş yaptım yani.Film harika,süppppper,komik,naif,tatlı tebessümlere sebep olan "baba" bir film bence.Vizyona girsin de herkes izlesinnnnnnnnnnn.Bugün "vizyona giren filmler"listesinde dün akşam altın portakal da "en iyi film" ödülünü alan Çoğunluk filmi de var.Çok merak etmekteyim.Film ayrıca "venedik film festivalinde" geleceğin aslanı ödülünü almıştı geçtiğimiz ay.

Saturday, October 9, 2010

hergünbirfilm10: Chinatown




1974 yılında Roman Polanski tarafından çekilen "ChinaTown" nokta atışı yapan filmlerden.Jack Nicholson(Jake Gittes) başrolde ve teknolojide son noktayı ,"olur mu öyle şey!!" denilen hadiseyi yapıyor.Ekranın bir ucundan elini uzatıyor ve sizi taaaa yanı başına çekiyor.Bedavaya gelen zaman yolculuğu Jack ile takılmanın paha biçilemez ilavesi oluyor.Jack işini ,gücünü yarım bırakmıyor tabi siz geldiniz diye.Dedektiflik yapması için bir iş geliyor ona ,hayda siz de peşinden.Gizem,korku,heyecan duygudan duyguya geçiş yaşıyoruz.Jack'i görmenin mutluluğu var bide.Ahhhh...yolculuğun sonu da başı gibi heyecan verici.İyi ki Jack elini uzattı,elini hiç çekmemesi dileğiyle:)))

Yön:Roman Polanski
Oyuncular:Jack Nicholson,Faye Dunaway,John Huston,Roman Polanski
Süre:131 dk.

Thursday, October 7, 2010

derslerin en zoru muhtemelen





Büyük adam -Küçük kadın...
''Nede güzel bir romantik filmdi bu''diyerek pembe rüyalara gömülmedim açıkcası.
Filmde ki birçok şey sözcüklere dökülünce pek sıradanmış gibi geliyor lakin izlerken durumun tam tersi geçerliydi tabi.Benim açımdan en büyük özelliği 'Jenny' karakterini canlandıran Carey Mulligan ile tanışmak oldu.Stil ikonluğunda da yükselen bir grafiği var kendisinin:)
Filmin Adı:An Education
Yapım yılı:2009
Yönetmen:Lone Scherfig
Oyuncular:Peter Sarsgaard,Carey Mulligan,Alfred Molina,Emma Thompson...
Süre:95 dk.
DVD'si mevcuttur.

Saturday, October 2, 2010

hergünbirfilm9: Vicky,Christina,Barcelona







Vicky,Christina,Barcelona

Tüm sevdiklerim bu filmde.Barcelona,Woody Allen(Yönetmen),Javier Bardem,Penelope,Scarlett.Gözlerim bayram etmişti.Mekanlar,müzikler (ki ahhhh o müzikler),karışık ilişkiler,kıskançlık....Konusu şöyledir böyledir den ziyade yukarıdaki unsurlar için gözler dört açılarak izlenmeli bence:)

gsm

her türlü film çeker!

Followers

moda göre takıl